22 Ocak 2009 Perşembe

Ankilozan Spondilit

Tam 6 yıl önce, çekilen onda MR’dan ve o çektirdiğim MR’ları gösterdiğim, birinden birine sevk edildiğim doktorlardan sonra, ismini daha önce hiç duymadığım bu hastalığa sahip olduğumu öğrendim. İnanmadım önce… İnternette araştırdım. Meğer ne çok AS hastası varmış. Bu hastalığa sahip olanların sorunlarını paylaşmak için kurdukları bir forum sitesi ve AS Derneği olduğunu da öğrendim. Rahatlamıştım biraz. Bu dünyada yalnız ben değildim bu acıları çeken. “Düşenin halinden ancak düşen anlar” derler ya, benim çektiğim acıları da ancak AS hastası biri anlar.

İşte tam 6 yıl önce kullanmaya başladığım ve bu süre zarfında her akşam yatmadan önce kendisine başvurduğum, can dostum kadim arkadaşım ve onsuz ne yapacağımı hala kara kara düşündüğüm “Rantudil-forte” (kas gevşetici-ağrı kesici) den ayrılmış bulunmaktayım. Muhtaç olduğum, bir gün bile yanımdan ayırmadığım sevgili dostumdan özür dileyerek, belirli bir amaç uğruna kısa süreliğine bıraktım kendisini. Bakarsın bu amaç neticesinde iyileşirim, bir daha görüşemeyiz. Kim bilir?

Şimdiye kadarki yazdıklarımı okuyanlar merak içinde bu hastalığı araştırmaya başlamış olabilirler diye 6 yıl boyunca acaba bu hastalığa bir çözüm bulabilmişler midir diye dolaştığım internet sayfalarından bilgiler yazmak istiyorum, ilgilenen olur diye….

Ankilozan Spondilit nedir?
ankilozan spondilit ağrılı, ilerleyici bir romatizmal hastalıktır. Temelde omurgayı etkilemekle beraber, diğer eklemleri, kiriş ve bağları da etkileyebilir. Bazen göz, akciğer, barsak ve kalp tutuluşu da görülebilir. Nedeni tam olarak bilinmemektedir.

AS’in şifası var mıdır, tamamen iyileşir mi ?
Ne yazık ki hayır. Steroid olmayan yangı giderici ilaçlar(ki burada benim dostumdan söz ediliyor) ağrıyı azaltırlar, rahat bir uyku ve genel iyilik sağlarlar. Ancak, ilaç kullanmak tedavinin sadece bir bölümüdür. Uygun egzersizlerin yapılması AS tedavisinde çok önemli bir yer tutar. İlaçlar bu egzersizleri ağrısız olarak yapabilmenize yardımcı olur. Unutmayınız ! Tedavinin temeli egzersizlerdir.


Bu hastalık nasıl sonuçlanır, ne olurum ?
AS tüm hastalarda aynı gidişi izlemez. Hastadan hastaya farklılıklar gösterebilir. Genellikle, belirtiler yıllar boyunca gelir ve gider, çeşitli aralıklarla tekrarlar. Klasik olarak önce bel bölgesi sertleşir, sonra bu sertlik omurga boyunca yukarı doğru boyun bölgesine dek ilerler ve omurganız öne eğik bir şekilde hareketsiz kalır. Uygun tedavi edilmeyen bir hastada gelişecek klasik vücut pozisyonu, kalçalar ve dizlerde bükülme, omurgada (bel, sırt ve boyunda) hareketsizlik, sırtta kamburlaşma ve bombe bir karın şeklindedir.


AS’de ne olmaktadır ?
AS’de ilk tutulan bölge sıklıkla leğen kemikleridir. Buna farklı zamanlarda bel, göğüs kafesi ve boyun bölgeleri tutuluşları eklenir. Bu bölgelerde, kiriş ve bağların kemiğe yapıştıkları yerde ortaya çıkan yangı temel bozukluktur. Bu yapışma yerlerinde aşınmalar meydana gelir. Yangı yatışırken, iyileşme sürecinde yeni kemik oluşumları ortaya çıkar. Kiriş ya da bağlardaki elastik dokuların yerine kemik dokusunun geçmesiyle, harekette azalma olur. Yangısal olayın tekrarlamaları sonucunda kemik oluşumları artar ve omurga kemikleri kaynaşarak bütün bir hal alırlar ve bu da hareketlerin kısıtlanmasıyla sonuçlanır. Hastalığın başlangıç dönemlerindeki hareket kısıtlılığının nedeni, ağrı ve kas kasılmalarıdır ve bu dönemde ilaç kullanımı ile düzelir. Ancak, ileri dönemdeki kemiklerdeki birleşmeden sonra ortaya çıkan hareket kısıtlılığı geriye dönmez. Bunun engellenebilmesi ya da yavaşlatılabilmesi için, egzersizlerin düzenli olarak yapılması şarttır.


Gebelik
Genellikle bilinen, gebeliğin AS’de bir problem olmadığıdır. Gebelik nedeniyle hastalıkta alevlenme ya da gerileme ortaya çıkmaz. Eğer ciddi kalça sorunu varsa, sezaryen ile doğum gerekli olabilir. Gebelik süresince bebeğin büyümesi, omurganın eğilmesine ve ayakta dururken ağrıda artmaya neden olabilir. Ağırlığı omurga üzerinden alıp yayan gebelik desteklerinin kullanılması yardımcı olabilir. Gebeliğin ilk 12 haftası ve son 4 haftasında yangı giderici ilaçların bırakılması uygundur. Emzirme döneminin sona ermesine kadar da, ilaç kullanımına yeniden başlanmaması iyi olur. İlaç kullanmak yerine, egzersiz programınızı arttırmayı deneyebilirsiniz. İlk 12 haftadan sonra, gebelik normal seyrediyorsa ilaç kullanmak yerine sıcak su havuzlarında yapılacak su banyolarının uygulanması yardımcı olabilir.
(Dr Kazım Çapacı’dan alıntıdır)

Asıl önemli konu, yani önümüzdeki yaklaşık 1 sene boyunca beni ilaçlarımdan uzaklaştıracak ve bir süre ağrılarımla baş başa bırakacak amacım, Gebelik:

Bu ara google sayfalarında sıkça araştırdığım, sabahları kalktığımda ve akşamları oturduğum yer bana dar geldiğinde “bu konuyu tekrar mı düşünsem” dediğim, kendimden çok etrafımdan destek beklediğim, bu satırları yazma sebebim, mühim konu…


12 Ocak 2009 Pazartesi

Dün doğum günündü…Bugün yeni bir hayata başladığın gün…Astroloji falında yazıyor ya sürekli “2009 Yılı Oğlaklar için hayatlarının dönüm noktası” diye, aynen öyle…

Sabah 4:30’du evden çıktığında. Pencereden bakarak uğurladım, o kadar soğuktu ki hava, acele acele bindin arabaya bana el sallamadan. Biliyorum ki gittiğin yerde bir sürü iş bekliyor seni ve giderken de ardında bir sürü iş bırakıyorsun bana… Hangisi daha zor bilmiyorum ki, giden mi olmak kalan mı? Yıllardır sorarım bunu kendime ama her ikisi de ağır gelir düşündükçe…

Sabah işe geldiğimde aldım bu güzel çiçeğini ve bir anı olarak kalsın diye ekledim seyir defterime… Daha önce çok çiçek gönderdin ama bu başka geldi bana… Çok şaşırdım, beklemiyordum. Yine ağladım notunu okuyunca… Değişik bir şey yazmıyordu belki bildiğim bir şeydi yazan ama sanıyorum ihtiyacım vardı duymaya… “Seni seviyorum”
Posted by Picasa
Canım aşkım su an yoldasın
açık olsun ....
gittiğin yer bastığın toprak ne şanslı
bir yanında aşk bir yanında meşk
uğurlar olsun git gel
herşey sevinçle selam getirsin
işin gücün rast gelsin.......

7 Ocak 2009 Çarşamba

Bir kadını sevmekle başlar her şey ama, bir kadını tanımakla anlaşılır, hayatın sırrına ancak aşkla varılacağına.

Sevgi arsızıdır kadın. Verdiğinden daha fazlasını isteme bencilliğini gösterecek kadar sevgi arsızı… Bu yanını doyurunca şımaracağından korkanlar, birlikte çoğalacaklarını bilmeyenlerdir. Bir kadını sevmekle baslar her şey ama, bir kadını tanımakla kanat çırpılır özgürlüğün bütün maviliklerine. Kendine inananlara, aşka inananlara koşar. Hem yaman bir ask avcısı, hem de engebeli yollarda koşmaktan bitap ask yorgunudur kadın.

Bir kadını sevmekle baslar her şey ama bir kadını tanımakla çıkılır keyifli serüvenlere. Hayatla dalga geçmesini bilir kadın, tıpkı kendiyle dalga geçmesini bildiği gibi. Ağız dolusu gülüşlere teslim olur. Bir kadını sevmekle baslar her şey ama bir kadını tanımakla tanık olunur tutkuların gücüne. Göze alandır kadın. Çekip gitmeyi, sahip olduklarından vazgeçmeyi, karşılık beklememeyi…

Mücadele eder, kızar, bağırır ama hep sever. Dedim ya bir dünyadır kadınlar, yürekleriyle konuşan, gözleriyle gülen… Yüreğini sevgiye açan ve sevmekten korkmayan bütün kadınlar gibi… şimdi bir düşünün, kaç kadını değil bir kadını tanıyabildiniz mi bugüne değin? ? ?

Tanrı, kadınlara geçmişi ve geleceği, erkeklere ise yasadığı günü armağan etti, kadınlar geniş bir zamana yayıldıkları için huzursuz, erkekler daracık bir zamana sıkıştıkları için anlayışsız oldular.

Ahmet Altan
Bir adamı sevmekle başlar herşey....(biliyorum ki bunun doğrusu bir kadını sevmekle başlar herşey ama bu benim hikayem kime ne) yıllar önce...taa 12 yıl önce sevdim (ki kendisi şu an biricik kocam) nerden bilirdim kaderimi böylesine değiştireceğimi...oysa ki o zamanlar hayallerimiz de aynı bizim gibi çocuktu...evlenecektik, Mersin'e yerleşecektik...yazları hem denize hem de havuza girebileceğimiz bir sitede oturacaktık.Adana'daki ailemiz bizi ziyarete gelecekti, 2 çocuğumuz olacaktı, biri kız biri erkek...
Ailemden ilk ayrılışımdı üniversite yıllarım. Sevdim ya, herşey daha kolay olacaktı benim için...İzmir'e gittik, sevgilim gecikmeli de gelse...ne zor olmuştu bana o 3-4 ay...nerdeyse her gece ağlamış, birkaç arkadaş edindikten sonra tüm sıkıntılarımı unutmuştum.(sevgili kocacım her zaman yüzüme vurur)
İkinci ayrılışım da evlendikten sonra oldu.Trakya'ya gelirken içim çok burkulmuştu.Tüm yaşantımın artık burda geçeceğini düşünerek daha da üzülüyordum.Kader işte, nerden bilecektim 3,5 sene sonra da bavulları toplayıp Almanya'ya gideceğimizi...
Türkiye'de son birkaç ayım olduğunu düşününce panikliyorum. Ama düşünmediğim zamanlarda iyiyim. Şöyle gözlerimi açıp kapasam ve Almanya'ya çoktan uyum sağlamış olsam, herşey rayına otursa ne güzel olurdu...yapılacak çok iş var günlük...ve ben hala oturmuş nerden başlasam diye düşünüyorum. Acaba neleri özlerim, pişman olur muyum, herşeyi geride bırakıp yine de mutlu olur muyum diye...
İşte herşey bir adamı sevmekle başladı...ve aslında değişikliği kolay kabullenemeyen ben, kendimi bir anda ortasında buldum.
Bu çok uzun bir hikaye...ilerki zamanlarda anlatırım...

6 Ocak 2009 Salı

2009 Hoşgeldin...

2009 hayatıma kadar çok yenilik getirdi ki...hangisini söylesem, hangilerini sıralasam bilmiyorum. Bu kadar yeniliğe ben de kendi ellerime bir tane daha ekledim ve tüm bunları anlatmak için bir seyir defteri açtım kendime...eee ben de HOŞGELDİM...